Chapter 1

Doğum

Buz gibi bir soğuk. Belki çığlık atan avaz avaz belki de şaşkınlıkla etrafına bakan o pırıltı. Bebek doğar. Fakat her halükarda ağlarsın, bazen irkilmekten bazen sevinçten. Etrafındaki herkes büyük gözlerle sana bakıyordur. Senin muhteşemliğine. Hala Bağlısındır anne ismini verdikleri seni doğuran kişiye, senin henüz tanımlarla tanışmadığın tek bildiğin "sıcaklık" olan şeyle. Derken seni ayırırlar ondan, fark etmezsin çünkü çok parlaktır her şey, her yer parıl parıl bembeyazdır, bunu gözlerin kapalıyken yaşarsın, derin ve engin cümbüşten soğuk ve parlak bu yere ilk Merhaba'dır. Aslında çok yorgunsundur, bu anı uzun zamandır beklemekten. Tüm süreç boyunca anne adını verdikleri o kadının karnında geçirirken bedenin, ruhun hep etrafında dolaşmıştır onun. O ve baba adını verdikleri o adamın. İzlemişsindir, görmüşsündür ruhunla bolca. Nasıl olduklarını, nerede ve nasıl yaşadıklarını, kimlerle olduklarını nasıl hissettiklerini izlemişsindir. Tanımak içindir tüm bunlar. Seni bu yeni hayatına doğmadan önce tanıştırma zamanlarıdır. Bu esnada pek çok şey öğrenir ve daha doğmadan kararlar belirlemene yardımcı olmuştur hayatın hakkında. Bu alışma faslıdır.
Tekrar hastanedeyiz. Sen gözleri açık doğmuş bir çocuktun, çünkü ruhunun gezindiği ve gördüğü tüm bu şeyleri bedeninle görmeye sabırsızlandığın için vaktinden biraz önce doğmuştun, doktorlar buna sabırsızlık dediler, Rehberler de sevinç dediler, oysa bunun bir anlamı vardır ve sen bunun anlamını büyüdüğünde daha iyi anlayacaktın, anlamı bambaşkaydı. Hissedebiliyordun. Ne muhteşem şey şu hissetmek, garip tiz bir çığlık yankılandı. Bir saniye neydi bu? Sesim diye düşündün, garip bir gülümeme yayıldı dudaklarına, ışık saçtın. Senin hatırlaman zor ama seni eline ilk alan hemşirenin içi gitti sana, Aman yarabbi ne güzelsin sen dedi fısıltıyla, bu yüzden biraz anlayabildin galiba. Nihayet gözlerin açıktı, ama böyle olacağını tahmin edememiştin, her şey çok parlaktı ve hiçbir şey göremiyordun. Doğmadan önceki tüm resimler şimdi yerlerinde yoktu. Korkmuştun. Bu defa işte haklı olarak büyük bir çığlık koptu senden. Uğultular vardı, boğuk boğuk ve yankılı geliyorlardı. Çeşitliydiler. Doğmadan önceki kadar net duyamıyordun onları ama iyi ki var diye düşündün. Hala ağlıyordun, üşüyordun, oysa bu kaçıncı doğumundu hatırlamıyordun, bir sıcaklık hissettin daha sonradan gövden olduğunu öğreneceğin yerde, göbeğinde. Biraz ılık, yok yok basbayağı sıcak, sımsıcak. Garip bir histi bu, sanki doğmadan önceki zamanlar gibi, tatlı bir huzur. Huzur. Bir ıslaklık hissettin bir tarafında adına alın diyorlardı, öğrenecektin sonradan. Yorulmuştun çok. Bayılıverdin bir anda, oysa son duyduğun ses ile anlayamasan da boğukluk netleşirken "Ğuyuğduğ" oldu. Bu ne böyle diye geçirdin içinden doğmadan önce ruhunla gezerken hiç böyle bir ses bilmiyordun. Orada sesler duyulmuyor elbet her şey sezgisel, duymazdın, sadece bilirdin ama çok garip neden bilmiyordun böyle bir sözü? Genellikle o uyuduğunda seninde uykuya dalmandan, yani ondaki hayatının uykuya dalmasından. Bu seni uzaklaştırmıştı her seferinde. Nereye mi? Geldiğin yere! Bir önceki hayatının izlerine seyahate. Biliyordun bunu belki de en iyi bildiğin şeydi bu onca ölüm ve doğumdan sonra. Basitçe ölürdün ve giderdin sonra gezerdin ta ki yeni seni kendine mecbur bırakıncaya dek. Öyle oluyordu işte, ondan bilmiyordun anneler uyuyunca bebeklik de uykuya dalar ve ruh özgür kalır. O zaman gidip eski tanıdıklarını, eski hayatını, eski aşklarını ziyaret etme hakkı vardır. Anne uyanık olunca mecburen geri gelirsin çünkü bu hayatın için bilgi toplamalısındır. Bu doğduktan sonra büyürken işine yarayacaktır. Yabancılık çekmez ve böylece yeni anne ve babayı tanırsın, tanıdıkça daha da aşık olursun onlara, doğana kadar geçen bunca zaman onları izleyerek geçirmek... Bu seni onların hayranı yapardı. Hayrandın ona ve şimdi kucağındaydın. Hissedebiliyordun. Sıcak ve güvenli bir yer KUCAK. Derin bir nefes aldığında iç çeker gibi bir ıslaklık daha hissettin suratında. Bir gülümseme yayıldı, başarmıştın. Tünelden yeniden gelebilmiştin, onca ıkınmadan sonra. Nihayet. Önünde uzun bir yol vardı. Biliyordun neler yaşayacağını ama aynı zamanda unutacaktın da. Bu hep böyledir. Ta ki ilk anlattığında sana inanmadıklarında üzülüp içine kapatacağın gibi, sonra sessizleşme ve bir daha bahsetmeyince gitgide silinirlerdi. Sadece hisleri kalırdı. Etrafındaki sevinci hissettin bir anda bu yeni doğumunun düşünceleri arasında. Annenin kalp atışlarını duyabiliyordun. Bığıdık bığıdık bığıdık, içinde seninle atıyordu. Hıçkırdın, bu çok hoşuna gitti. Ağızının yanı yukarı doğru bilmiş bir edayla yükseldi. Gülümsüyordun, gözlerin kapalı. Derin bir nefes daha aldın, hem de anneyle aynı anda. Açmak istediğini düşündün, gözlerini açamamak garip bir şey oysa buraya gözlerinle görmeye gelmiştim her şeyi oysa peki neden diye bir daha iç geçirdin . Bu bayılmaydı, çok muhteşem bir histi bu "Bayıldım". Böylece doğumhane maceran son bulurken belki de o an için son kez berraklaşan ses yüzünde bir gülümseme doğurdu. Artık doğmadan önceki gibi duyabildiğini fark ettin. Gözlerin kapalı olsa da bir yanıp bir sönen ışıklar geçti tependen, uzayda mıyım diye geçirirken içinden "yok, dedin gelişimi kutluyorlar", oysa odana taşıyorlardı seni, hatırlamazsın ne de olsa! Çınlama ve boğukluk yerini berrak bir anlayışa hediye etmişti. Duyabiliyordun, ama halin yoktu, düşüncen ile düş bir birbirine karışırken bir melek tüyü gibi okşadı tüm varlığını ve dedi ki; "Hoş geldin Bebek".

Constructive Comments
Post comment
Cancel
No comments yet...Don't be shy, be the first one!



Stories you may like

When I was a Robin

By K.C Starling
Philosophy · In progress

breath of fresh air

By B. C. Anne
Comforting · In progress